1/11/2007 - DIŞ POLİTİKA
Ali Babacan, Dışişleri Bakanlığı koltuğuna oturunca,bürokratları çağırmış ve "Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın" demiş. İki gün sonra bir dosya getirmişler önüne. Bakmış,içinde tek bir yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Şaşırmış önce ve "Bu ne?" der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuş. "Suudi Arabistan'ın Riyad şehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar gelince bardaklarında birer karasinek olduğunu farketmişler.
İNGİLİZ, başka bir bardakta yeni bir kola istemiş. İSVEÇLİ, aynı bardakta yeni bir kola istemiş . FİNLANDİYALI, sineği bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiş . RUS , kolayı sinekle birlikte içmiş . ÇİNLİ, sineği yemiş, kolayı içmemiş . YAHUDİ, sineği yakalayıp Çinli'ye satmış. JAPON, değerlendirilmek üzere, sineği Tokyo'ya göndermiş. YUNANLI, kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiş. NORVEÇLİ, kolayı içtikten sonra bardaktaki sineği balık yemi olarak kullanmış . İRLANDALI, sineği ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz'e içirmiş. AMERİKALI, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. Arabistan hükümeti, özür dileyerek, 10 milyon dolar tazminat ödemiş.
Bakan , gülümseyerek rapordan hoşlandığını belirtmiş. "İyi, güzel de, bu turist grubunun içinde bizden biri yok muymuş?" diye sormadan edememiş. "Varmış efendim" diye cevaplandırmışlar. Bakan devam etmiş, "Peki, o zaman, O ne yapmış?". Bürokratlar biribirinin yüzlerine bakmışlar. İçlerinde en tecrübeli olanı, bir adım öne çıkıp, cevap vermiş , "TÜRK, olayı şiddetle kınamış."
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
23/10/2007 - ANLAYANA...
Vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün işleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi. Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir
Mustafa Kemal ATATÜRK
|
|
Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
6/6/2007 - YENİ DÖNEMİN SİYASİ FIKRALARI
HER DÖNEMDE SİYASİLER İÇİN BİR TAKIM FIKRALAR ÜRETİLİR. BURADA AMAÇ, GÖRÜŞLERİNİ BENİMSEYELİM YA DA BENİMSEMEYELİM, SÖZ KONUSU KİŞİLERİN KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRMAK ASLA DEĞİLDİR, HOŞ VAKİT GEÇERMEKTİR...
==========================================
Ankara'da, adamin biri isine giderken birden anormal bir trafigin icine duser, ama trafik bir milimetre bile kipirdamamaktadir. Bir sure sonra arabasinin yan camina birisinin tikladigini gorur ve camini acar. -Ne var, ne olmus acaba??? -Teroristler Tayyip Erdogan'i yakaladilar....Eger 1 milyar YTL verilmezse uzerine benzin dokup yakacaklarmis! -Haa, simdi anladim bu trafigi... -Yaa ,iste onun icin herkesten biraz yardim topluyoruz. -Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak? -Valla, yaklasik olarak 5'er litre...!!!
*****************************************************
355 AKP milletvekili hepsi birden ayni ucaga binmisler ama ucak teroristlerce kacirilmis! Teroristler istedikleri fidye verilmezse ,her saat basi bir milletvekilini serbest birakacaklarini ilan etmisler.
*****************************************************
Tayyip'in Cumhurbaskanligina secilmesi ile baslayan ve uzun suren ic savasta, seriatcilar ulke yonetimini ele gecirir. Bunun uzerine Tayyip ve arkadaslari ibret olsun diye ATATURK'un cesedini Kizilay'da yakmaya karar verirler. Hemen Anitkabir'de ATATURK'un naasinin bulundugu odaya girerler,bir de bakarlar Ki ATATURK ayaga kalkmis, supheli gozlerle bunlari suzuyor. Bunun Uzerine son hizla odadan uzaklasirlar. Yukari ulastiklarinda GUL ve ARINC, Tayyip'e "Biz herhalde hayal gorduk, tekrar cikip bir bakalim" derler ve kosar adimlarla odaya geri donerler. Bu kez odada ATATURK yerine bir not vardir: -"Simdi Samsun'a gidiyorum, oradan Amasya'ya gececegim"
*****************************************************
Birisi Taksim'de duvara bir metrelik harflerle "Tayyip Kafasizdir" yazmis. Adama 10 yil ceza vermisler. Bir yili, kamu malina zarar vermekten, dokuz yili da devlet sirrini aciklamaktan.
*****************************************************
AKP'nin kurulus yildonumu torenleri sirasinda bir ihtiyar tasidigi pankartla ilgi cekmis. Cocuklugumuzu bize bagislayan Tayyip'e tesekkurler!! İhtiyari sorguya cekmisler... "Sen kiminle alay ediyorsun? Sen cocukken Tayyip henuz dogmamisti bile..."Iste onun icin tesekkur ediyorum ya!..."
*****************************************************
Tayyip akil hastanesinde konusma yapiyormus. Bir kisi disinda dinleyicilerin tumu alkislamis. Tayyip, alkislamayan kisiye donerek, "Siz nicin alkislamiyorsunuz" diye sormus. Adam yanitlamis: "Ben hastabakiciyim"
*****************************************************
Sehit cenazelerine karsilamak icin Anadolu illerinden birine giden Tayyip top atisiyla selamlanmis. Ikinci atistan sonra yasli bir kadin polise sormus: "Niye ates ediyorlar,evladim?" Polis aciklamis:"Tayyip geldi de..." Vah, vah... ilk atista isabet ettiremediler demek..."
*****************************************************
Bulent ARINC, Fatih CEKIRGE ve Hakan SUKUR dagda kaybolmuslar. Bir turlu yollarini bulamiyorlar. Hava kararmak uzere ve cok siddetli bir tipi var. Tam donacaklar, bir ev gormusler. Hemen kapiyi calmislar, yasli bir adam cikmis, -Bu gece burada kalabilir miyiz? Yoksa donacagiz" -Tamam, kalin ama iki kisi evde yatabilir, digeri ahirda yatacak, evde yer yok" Kabul etmisler ve ahirda kimin yatacagini kararlastirmak icin ahirin onune gelmisler. Once Hakan SUKUR girmis;10 saniye sonra cikmis "Burada inek var, ben yatamam!" Sonra Fatih CEKIRGE girmis; 10 saniye sonra cikmis Burada inek var, ben yatamam!" En son Bulent ARINC girmis; 10 saniye sonra INEK disari cikmis "Burada ARINC var, ben yatamam!
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
10/4/2007 - ARİSTO'NUN ÖĞÜDÜNÜ EN İYİ KİM UYGULUYOR?
BUYUK ISKENDER, FELSEFENIN DUAYENI SAYILAN ARISTO'YA BIR MEKTUP YAZAR.
''ZAPTETTIGIM TOPRAKLARDAKI INSANLARI TAHAKKUMUM ALTINDA TUTABILMEK IÇIN NELER YAPMALIYIM '' DER VE GORUS BEYAN EDER;
1- ULKENIN ILERI GELEN INSANLARINI SURGUNE MI GONDEREYIM ? 2- ULKENIN ILERI GELEN INSANLARINI HAPSE MI ATAYIM ? 3- ULKENIN ILERI GELEN INSANLARINI KILICTAN MI GECIREYIM ?
ARISTO' NUN CEVABI : 1- SURGUNDE TOPLANIP SANA KARSI BASKALDIRIRLAR, 2- HAPISHANELER MILITAN YUVASI OLUR, KONTROLDEN CIKAR, 3- ONLARDAN SONRAKI KUSAK INTIKAM HIRSIYLA BUYUR, TAHTINI SALLAR.
COZUM OLARAK SU NASIHATI VERIR:
''INSANLARIN ARASINA NIFAK TOHUMLARI EKECEKSIN,
BIRBIRLERIYLE SAVASINCA HAKEM OLARAK KENDINI KABUL ETTIRECEKSIN,
AMA ANLASMAYA GIDEN BÜTÜN YOLLARI TIKAYACAKSIN. "
Alıntı...
|
|
Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
5/3/2007 - DERİN AİLE
“DERİN AİLE"NİN BİR FERDİ
Geçen gün bizim evdeki çok değerli bir vazo kırıldı. Vazoyu hiçbirimiz sevmiyorduk ama çok değerli olduğundan ve ileride, hani olur da zor duruma düşersek satıp kendimizi kurtarabiliriz düşüncesiyle koruyorduk onu. Koruyamamışız yeterince, kırılıverdi işte.
Evin en küçüğü olan ben, vazonun kırılmasından abimi sorumlu tuttum. Çünkü, abim geçen gün artık bu vazoyu görmeye tahammül edemediğini söylemişti. Ama abim, benim bu suçlamamı haksız buldu ve o da annemi suçladı. Çünkü o da abime bu vazonun modası geçti, salonu rezil ediyor demiş. Annem hemen savunmaya geçti ve babamı vazoya sahip çıkamamakla suçladı. Babam, vazoyu en çok kendisinin sevdiğini ama aile içinde iktidarından memnun olmayan birtakım güçlerin kendisine komplo kurduğunu ve bu gücün adının da "derin aile" olduğunu belirtti. Bunun üzerine ben, abim ve annem ve hatta babam "derin aile”nin bizi bölmeye çalıştığına ve ailemizi zor duruma soktuğuna dair günler süren bir tartışmaya girdik ama sonuçta "derin aile”yi bulamadık.
Annem, "derin ailenin" geçen gün evimize gelen halamlarla bağlantılı olduğunu, çünkü iki yıl önce geldiklerinde halamın yine çok değerli olan perdemizi sigarası ile yakıp bizi çok üzdüğünü hatırlatmak istedi ama konuşmanın sonunda perdeyi abimin yaktığı ortaya çıktı. Bu durumda "derin aile" abim olabilirdi... Ama abim, bunun ailemiz için yaptığını, çünkü perdelerin çok eski olduğunu ve eve gelen misafirlere bizi kötü gösterdiğini söyleyerek kendini akladı. Hepimiz ona hak verdik...
Babam "derin aile" konusunda bir zamanlar ailenin tamamını yönetmiş olan büyükbabama danışmaya karar verdi. Büyükbabam "derin aile”nin, aile için büyük tehlike olduğunu, esas aile “derin aile”yi bulup kapı dışarı etmezse "derin ailenin" onu kapı dışarı edebileceğini söyledi. Bunun üzerine babam, "derin aile”nin büyükbabam zamanından kaldığını, kendisinin onu bulmaya gücünün yetmediğini ama "derin aile”nin evimizde olduğunu iyi bildiğini belirtince, hepimizi “derin” bir korku aldı.
Tam biz korku içinde "aman sonumuz mu geliyor" diye düşünürken, karşı komşumuz Saliha teyze geldi. "vazonuza çok üzüldük ama siz de hiç dikkat etmediniz" dedi. Annem "bizim suçumuz değil "derin aile”nin suçu, vazoyu o kırdı" deyince, Saliha teyze vazonun kırıldığı anı gördüğünü, geçen gün geldiğinde, abimin beni masaya doğru hızla ittiğini, benim de masaya çarparak vazonun düşmesine neden olduğumu, ama ondan önce annemin babama, abimin beni masaya doğru iteceğini, vazonun kırılmaması için beni masaya çarpmadan tutması gerektiğini söylediğini, ama o sırada babam anneme küs olduğundan onu dinlemediğini, annemin de defalarca masanın üzerinden düşme tehlikesi geçiren vazomuzu, inatla orada tutmaya devam ettiğini söyleyince hepimiz o günü hatırladık.
Böylece "derin aile”nin bizzat ailemizin kendisi olduğunu, her yaptığımız hatayı birbirimizin üzerine atmaktan, sonunda birbirimize gireceğimiz korkusuyla, babamın "derin aile" diye bir düşman yarattığını, ama aslında tek bir aile olduğunu da anlamış olduk. Neyse ki anladık… Böylece, bir dahaki sefere evde değerli bir eşyanın başına bir şey geldiğinde, "derin aile" diye bir düşman aramadan, direkt birbirimize girebileceğiz... Ne güzel değil mi...
Alıntı...
|
|
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı
|
|
Hakkımda
Bardağın dibinde kalan son yudum çay misali, hoş bir tat bırakmak ümidiyle. Sakın bardağınızı, o yudumu içmeden kaptırmayın. İşte "benim cümlelerim".
|