5/3/2007 - DERİN AİLE
“DERİN AİLE"NİN BİR FERDİ
Geçen gün bizim evdeki çok değerli bir vazo kırıldı. Vazoyu hiçbirimiz sevmiyorduk ama çok değerli olduğundan ve ileride, hani olur da zor duruma düşersek satıp kendimizi kurtarabiliriz düşüncesiyle koruyorduk onu. Koruyamamışız yeterince, kırılıverdi işte.
Evin en küçüğü olan ben, vazonun kırılmasından abimi sorumlu tuttum. Çünkü, abim geçen gün artık bu vazoyu görmeye tahammül edemediğini söylemişti. Ama abim, benim bu suçlamamı haksız buldu ve o da annemi suçladı. Çünkü o da abime bu vazonun modası geçti, salonu rezil ediyor demiş. Annem hemen savunmaya geçti ve babamı vazoya sahip çıkamamakla suçladı. Babam, vazoyu en çok kendisinin sevdiğini ama aile içinde iktidarından memnun olmayan birtakım güçlerin kendisine komplo kurduğunu ve bu gücün adının da "derin aile" olduğunu belirtti. Bunun üzerine ben, abim ve annem ve hatta babam "derin aile”nin bizi bölmeye çalıştığına ve ailemizi zor duruma soktuğuna dair günler süren bir tartışmaya girdik ama sonuçta "derin aile”yi bulamadık.
Annem, "derin ailenin" geçen gün evimize gelen halamlarla bağlantılı olduğunu, çünkü iki yıl önce geldiklerinde halamın yine çok değerli olan perdemizi sigarası ile yakıp bizi çok üzdüğünü hatırlatmak istedi ama konuşmanın sonunda perdeyi abimin yaktığı ortaya çıktı. Bu durumda "derin aile" abim olabilirdi... Ama abim, bunun ailemiz için yaptığını, çünkü perdelerin çok eski olduğunu ve eve gelen misafirlere bizi kötü gösterdiğini söyleyerek kendini akladı. Hepimiz ona hak verdik...
Babam "derin aile" konusunda bir zamanlar ailenin tamamını yönetmiş olan büyükbabama danışmaya karar verdi. Büyükbabam "derin aile”nin, aile için büyük tehlike olduğunu, esas aile “derin aile”yi bulup kapı dışarı etmezse "derin ailenin" onu kapı dışarı edebileceğini söyledi. Bunun üzerine babam, "derin aile”nin büyükbabam zamanından kaldığını, kendisinin onu bulmaya gücünün yetmediğini ama "derin aile”nin evimizde olduğunu iyi bildiğini belirtince, hepimizi “derin” bir korku aldı.
Tam biz korku içinde "aman sonumuz mu geliyor" diye düşünürken, karşı komşumuz Saliha teyze geldi. "vazonuza çok üzüldük ama siz de hiç dikkat etmediniz" dedi. Annem "bizim suçumuz değil "derin aile”nin suçu, vazoyu o kırdı" deyince, Saliha teyze vazonun kırıldığı anı gördüğünü, geçen gün geldiğinde, abimin beni masaya doğru hızla ittiğini, benim de masaya çarparak vazonun düşmesine neden olduğumu, ama ondan önce annemin babama, abimin beni masaya doğru iteceğini, vazonun kırılmaması için beni masaya çarpmadan tutması gerektiğini söylediğini, ama o sırada babam anneme küs olduğundan onu dinlemediğini, annemin de defalarca masanın üzerinden düşme tehlikesi geçiren vazomuzu, inatla orada tutmaya devam ettiğini söyleyince hepimiz o günü hatırladık.
Böylece "derin aile”nin bizzat ailemizin kendisi olduğunu, her yaptığımız hatayı birbirimizin üzerine atmaktan, sonunda birbirimize gireceğimiz korkusuyla, babamın "derin aile" diye bir düşman yarattığını, ama aslında tek bir aile olduğunu da anlamış olduk. Neyse ki anladık… Böylece, bir dahaki sefere evde değerli bir eşyanın başına bir şey geldiğinde, "derin aile" diye bir düşman aramadan, direkt birbirimize girebileceğiz... Ne güzel değil mi...
Alıntı...
|