http://profile.imeem.com/xguMlg/music/G3YBPTdR/ennio_morricone_nino_rota/ bardağın dibinde kalan son yudum çay - Blogcu



bardağın dibinde kalan son yudum çay

25/11/2007 - EVLİ ERKEĞİN EVRİMİ

Kategori: yasam

                                                                                    

6. hafta: Seni seviyorum   

6. ay: Tabii ki, seni seviyorum 

6. yıl: Seni sevmesem çoktan çeker giderdim       

 

6. hafta: AÅŸkım, ben geldim 

6. ay: Selam! 

6. yıl: Annen ne yemek yapmış?   

 

 6. hafta: Zahmet etme, ben açarım 

6. ay: Ben açayım mı kapıyı? 

6. yıl: Yahu ÅŸu kapıya baksanıza            

 

6. hafta: Sevgilim, AyÅŸe telefonda 

6. ay: Seni arıyorlar 

6. yıl: Telefoooon! 

 

6. hafta: Zor bir çocukluk geçirmiÅŸsin. 

6. ay: Senin anan da cins ha. 

6. yıl: Ulan tam da anana çekmiÅŸsin.  

 

6. hafta: Bu yaz seni Venedik'e götüreceÄŸim 

6. ay: Tatilde Ankara'ya gitsek ne olur? 

6. yıl: Niye, evin suyu mu çıktı?            

 

6. hafta: Bu yüzüğü inÅŸallah seversin 

6. ay: Resim çerçevesi aldım, her zaman lazım 

6. yıl: Åžu parayla kendine bir ÅŸey al         

 

 6. hafta: Hangi filmi görmek istersin? 

6. ay: Evita'ya gidelim mi? 

6. yıl: Evita'yı gör, ben çok beÄŸendim        

 

 6. hafta: Üzülme sevgilim, leke yapmaz 

6. ay: Dikkat etsene yahu! 

6. yıl: Amma da sakarsın be kadın!        

 

6. hafta: Ben pek bu fikirde deÄŸilim 

6. ay: Bu konuda yanlış düşünüyorsun 

6. yıl: Saçma sapan konuÅŸma, Alla'sen   

 

 6. hafta: Yaptığın yemeklere de bayılıyorum 

6. ay: Bu akÅŸam ne yiyoruz?  

6. yıl: Gene mi makarna!          

 

 6. hafta: Bir ÅŸey içer misin? 

6. ay: Bir Martini içerim

6. yıl: Gene buz koymayı unutmuÅŸsun          

 

 6. hafta: Bu elbise sana çok yakışmış 

6. ay: Bir elbise daha mı aldın? 

6. yıl: Kaç para verdin buna?  

        

6. hafta: Özür dileyecek bir ÅŸey yapmadın ki 

6. ay: Biraz dikkat etsene be kızım 

6. yıl: Hay senin eline...

 

Alıntı...

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

1/11/2007 - DIŞ POLİTİKA

Kategori: siyaset


Ali Babacan, DışiÅŸleri Bakanlığı koltuÄŸuna oturunca,bürokratları çağırmış ve "Bana, ülkelerin dış politika anlayışları hakkında bir rapor hazırlayın" demiÅŸ.
 
İki gün sonra bir dosya getirmiÅŸler önüne. Bakmış,içinde tek bir  yaprak ve üzerinde 10-15 satır yazı. Åžaşırmış  Ã¶nce ve "Bu ne?" der gibi dudaklarını büzmüş, sonra okumuÅŸ.
 "Suudi Arabistan'ın Riyad ÅŸehrinde, farklı ülkelerden gelen bir turist  grubu, bir dinlenme yerine giderek buz gibi kola ısmarlamışlar. Kolalar  gelince bardaklarında birer karasinek olduÄŸunu farketmiÅŸler.

 Ä°NGİLİZ, baÅŸka bir bardakta yeni bir kola istemiÅŸ.
 Ä°SVEÇLİ, aynı bardakta yeni bir kola istemiÅŸ .
 FİNLANDİYALI, sineÄŸi bardaktan çıkardıktan sonra kolayı içmiÅŸ .
 RUS , kolayı sinekle birlikte içmiÅŸ .
 Ã‡Ä°NLİ, sineÄŸi yemiÅŸ, kolayı içmemiÅŸ .
 YAHUDİ, sineÄŸi yakalayıp Çinli'ye satmış.
 JAPON, deÄŸerlendirilmek üzere, sineÄŸi Tokyo'ya göndermiÅŸ. 
  YUNANLI, kolanın yarısını içtikten sonra itiraz ederek yeni bir kola istemiÅŸ.
 NORVEÇLİ, kolayı içtikten sonra bardaktaki sineÄŸi balık yemi olarak kullanmış . 
  İRLANDALI, sineÄŸi ezip kolayla karıştırmış ve İngiliz'e içirmiÅŸ.
 AMERİKALI, 5 milyon dolarlık tazminat davası açmış. Arabistan hükümeti, Ã¶zür dileyerek, 10 milyon dolar tazminat ödemiÅŸ.
 

Bakan , gülümseyerek rapordan hoşlandığını belirtmiş.
 "İyi, güzel de, bu turist grubunun içinde bizden biri yok muymuÅŸ?" diye sormadan edememiÅŸ.
 "Varmış efendim" diye cevaplandırmışlar.
 Bakan devam etmiÅŸ, "Peki, o zaman, O ne yapmış?".
 Bürokratlar biribirinin yüzlerine bakmışlar. İçlerinde en tecrübeli olanı, 
  bir adım öne çıkıp, cevap vermiÅŸ ,
 "TÜRK, olayı ÅŸiddetle kınamış."

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/10/2007 - DÜN, BUGÜN, YARIN

Kategori: yasam

 

Çok zaman önceydi.O kadar zaman önceydi ki zaman diye bir şey yoktu.
İnsanlar güneş doğup batıncaya kadar yaşıyorlardı hayatı.
Bir daha hiç olmayacakmış gibi dolu ve anlamlı.
Derken zaman diye üç parçalı bir şey icat etti insan.
Bir parçasına dün dedi, diğer parçasına bugün, öteki parçasına da yarın.
Sonra fesat karıştı zamana ve insan bugünü unuttu.
Dünü düşünüp pişman oldu, yarını düşünüp telaşlandı;
ama işin ilginç tarafı tüm telaş ve pişmanlıkları güneş doğup batıncaya
kadar yaşadı.
Farkında olmadan rezil etti bu gününü.
Oysa yarın, bugüne dün diyor, dünde bu gün için yarın diyordu.
Bir türlü beceremedi.Bir eliyle yarına, diğer eliyle düne yapıştı.
Bu günü eline yüzüne bulaştırdı...Mutsuz oldu insan.
Ve ne gariptir ki yarının telaşı da, dünün pişmanlığını da hep bugün yaşadı;

ama bugünü hiç yaşayamadı.Ne yarın ne de dün!*

Can Dündar

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

23/10/2007 - ANLAYANA...

Kategori: siyaset

 

Vaziyeti düzeltmek için mutlaka Avrupa’dan nasihat almak, bütün iÅŸleri Avrupa’nın emellerine göre yapmak, bütün dersleri Avrupa’dan almak gibi birtakım zihniyetler belirdi.
Halbuki, hangi istiklal vardır ki, ecnebilerin nasihatleriyle, ecnebilerin planlarıyla yükselebilsin?
Tarih böyle bir hadiseyi kaydetmemiştir

 

Mustafa Kemal ATATÜRK

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

29/6/2007 - RESMİ TARİHİN YADSIDIĞI GERÇEKLER

Kategori: tarih

 

ÖNCE OKUYUN, SONRA İZLEYİN. AMA OKUYAMAM DİYORSANIZ O ZAMAN SADECE İZLEYİN. AMA KESİN İZLEMELİSİNİZ. BU YÜZDEN BU DURUMDAYIZ. . .

Kazım Mirşan'ın Türkler tarihini yaklaşık M.Ö 15.000 yıl öncesine dayandıran Ön-Türkler tezi üzerinde önemle durulması gereken bilimsel bir çalışmadır.

Bütün ömrünü Türklerin kökenini araştırmaya adamış ve bir çok bilimadamınca da kabul edildiği üzere geçmişi M.Ö 15.000 yılına kada dayanan Türklerin tamga (damga) dilini çözümlemeyi başarmıştır.

M.Ö 15.000 ile M.Ö 2000 tarihleri arasındaki yazı elemanları içeren kaya resimlerini ve yüzlerce yazıtı okuyarak tespit ettiğpi bilgileri 1970 yılında "Proto Türkçe Yazıtlar" ismiyle kitap olarak yayınlamıştır.

Kazım Mirşan'ın tespitlerine geçmeden önce Orta Asya'daki yerkeşik yaşam hakkında yabancılarıntespit ettiği şu hususları belirlemek gerekmektedir.

R. Pumpelly, A. Belenitksy, D. Sch. Besserat Orta Asya'da yerleşik bir yaşamın milattan yüzbinlerce yıl öncesinde varlığını ortaya koymuşlardır. Tacikistan Arkeoloji Ensitüsü Müdürü Rus asıllı bilim adamları V.A Ranov, 1993 yılında Orta Asya yerleşik kültür mekezlerinineski taş döneminden itibaren var olduklarını ayrıntılı şekilde ortaya koymuş ve bu tarihi M.Ö 850.000'lerde başlatmıştır. V.A Ranov'un Orta Asya'da tespit ettiği yerleşim merkezlerinden birisinin tarihi M.Ö 10.500'dür. Almanlar, Ç,n kaynaklarından bu merkezin adının Uşuy olduğunu tespit etmişlerdir. (Kazım Mirşan ise bu kelimelerin aslının uşunguy ve anlamının "egemenliğe tabi birlik" olduğunu belirtiyor)

Yine bilimsel tespitlere göre buzul çağlarıyla, kıtlıklarla kesilen dönemler sonrası Orta Asya insanı M.Ö 30.000 yıllarında kayalara resimler yapmaya başlamıştır. Bu kaya resimleri gelişerek tekrarlanan kavramlar sabitleşip M.Ö 15.000 yıllarında, sembol şekiller halini almıştır. Bunlara petroglif, yani yazı elemanları içeren kaya resimleri deniyor. Bu sembol şekiller biçimindeki yazı elemanlarına Orta Aysa'da tamga adı verilmiştir. Bu tamgaların Kazım Mirşan tarafından Ön-Tükçe olarak okunmasıyla, Orta Asta Taş Dönemi dilinin Ön Türkçe olarak gelişmiş olduğu ortaya çıkıyor.

Adı tamgalı üçgen olarak bilinen, Orta Asya'daki Türk yurdu Tamgalısay-Talas-Issıq Köl bölgesinde M.Ö 7000'li yıllarda yazı ekolü ve yazıtlar ortaya çıkıyor. Kazım Mirşan, bu bölgede M.Ö 9000 ile M.Ö 1517 yılları arasında yaşamış devleti Bir-Oy Bil (Tek Devlet Egemenliği) olarak tanımlıyor.

Kazım Mirşan, binlerce petroglifin yanı sıra, içlerinde Anadolu ve Etrüks yazıtları da olmak üzere 1996 yılına kadar 400 yazıt okuduğunu belirtiyor. Kazım Mirşan'ın bu çalışmaları şu sonuçlara varıyor ve bunları dünyanın bilgisine sunuyor.

1-) Bugünkü Türk dili Orta Asya'da M.Ö 15.000'den başladyarak Ön Türk olarak tanımladığı topluluklar ve boylar tarafından oluşturulmuştur.

2-) Bu topluluklar, M.Ö 9000'den başlayarak Bir-Oy Bil, At-Oy Bil ve Ögül-Uqus'lar gibi çok yerleşik devletler kurmuşlardır. Türkler aslında göçebe değillerdir. Zorunlu nedenlerle göç etmişlerdir.

3-) İlk tek tanrı inncını geliştiren Türklerdir. Budizmin kökeninde Türklerin Altı Yarıq Tigin isimli din kitabı vardır. Ve Ön Türk kavramına sahiptir.

4-) Batı uygarlığının kurucusu olarak bilinen Etrüks'ler Türk'tür ve dilleri Ön-Türkçe'dir.

5-) Kökeni açıklanamayan ski Mısır hiyerogalif yazısında 18 Ön-Türkçe harf mevcuttur.

6-) Sümer yazısında 18 Ön-Türkçe tamga mevcuttur.

7-) Ön-Türkçe ilerideki bin yıllarda Fenike, Grek, Bizans, Latin, Slav alfabelerinin kökeninde yer almıştır.

Cool DoÄŸu Anadolu'daki Subar'lar Asya'daki Isıb-Ura Bil halkının devamıdırlar. Orta DoÄŸu'ya inen bir kol da Aral Gölü civarından bu böleye geçen €senler'dir.

9-) Türkler Anadolu'ya M.S 1071'de değil(ben de bunu geçenlerde 1071 demiştim özür dileyerek değiştiriyorum) , M.Ö 15.000 yıllarından beri mevcuttur.

Kazım Mirşan'ın bu tespitleri dünya tarihini yeniden yazılmasını gerektirecek kadar önemlidir. Bu tespitler bir çok yabancı bilim adamları tarafından da kabul edilmektedir. Etrüklerin Türk olduğunu örneğin, Baron Carra, Vahilhem Brainshtain bu gerçeği yazdıkları kitaplarda dile getirirler. . .

(1-7) http://www.youtube.com/watch?v=1Jw0XHaOy6c

(2-7) http://www.youtube.com/watch?v=5N1ziMA4bPE

(3-7) http://www.youtube.com/watch?v=jjVJob_VAfQ

(4-7) http://www.youtube.com/watch?v=bkQBd_SiuzA

(5-7) http://www.youtube.com/watch?v=1bysUwNFf6A

(6-7) http://www.youtube.com/watch?v=ITi5cQrgGQQ

(7-7) http://www.youtube.com/watch?v=ubmNqMhhAlc

 

Alıntı...

 

Teşekkürler KOD ADI: MEHMET_ALİ

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

6/6/2007 - YENİ DÖNEMİN SİYASİ FIKRALARI

Kategori: siyaset

 

HER DÖNEMDE SİYASİLER İÇİN BİR TAKIM FIKRALAR ÜRETİLİR. BURADA AMAÇ, GÖRÜŞLERİNİ BENİMSEYELİM YA DA BENİMSEMEYELİM, SÖZ KONUSU KİŞİLERİN KİŞİLİK HAKLARINA SALDIRMAK ASLA DEĞİLDİR, HOŞ VAKİT GEÇERMEKTİR...

==========================================

Ankara'da, adamin biri isine giderken birden anormal bir trafigin icine duser, ama trafik bir milimetre bile kipirdamamaktadir. Bir sure sonra arabasinin yan camina birisinin tikladigini gorur ve camini acar.
-Ne var, ne olmus acaba???
-Teroristler Tayyip Erdogan'i yakaladilar....Eger 1 milyar YTL verilmezse uzerine benzin dokup yakacaklarmis!
-Haa, simdi anladim bu trafigi...
-Yaa ,iste onun icin herkesten biraz yardim topluyoruz.
-Insanlar ne kadar veriyor ortalama olarak?
-Valla, yaklasik olarak 5'er litre...!!!

*****************************************************

355 AKP milletvekili hepsi birden ayni ucaga binmisler ama ucak teroristlerce kacirilmis! Teroristler istedikleri fidye verilmezse ,her saat basi bir milletvekilini serbest birakacaklarini ilan etmisler.

*****************************************************

Tayyip'in Cumhurbaskanligina secilmesi ile baslayan ve uzun suren ic savasta, seriatcilar ulke yonetimini ele gecirir. Bunun uzerine Tayyip ve arkadaslari ibret olsun diye ATATURK'un cesedini Kizilay'da yakmaya karar verirler. Hemen Anitkabir'de ATATURK'un naasinin bulundugu odaya girerler,bir de bakarlar Ki ATATURK ayaga kalkmis, supheli gozlerle bunlari suzuyor. Bunun Uzerine son hizla odadan uzaklasirlar. Yukari ulastiklarinda GUL ve ARINC, Tayyip'e "Biz herhalde hayal gorduk, tekrar cikip bir bakalim" derler ve kosar adimlarla odaya geri donerler. Bu kez odada ATATURK yerine bir not vardir: -"Simdi Samsun'a gidiyorum, oradan Amasya'ya gececegim"

*****************************************************

Birisi Taksim'de duvara bir metrelik harflerle "Tayyip Kafasizdir" yazmis. Adama 10 yil ceza vermisler. Bir yili, kamu malina zarar vermekten, dokuz yili da devlet sirrini aciklamaktan.

*****************************************************

AKP'nin kurulus yildonumu torenleri sirasinda bir ihtiyar tasidigi pankartla ilgi cekmis. Cocuklugumuzu bize bagislayan Tayyip'e tesekkurler!! İhtiyari sorguya cekmisler... "Sen kiminle alay ediyorsun? Sen cocukken Tayyip henuz dogmamisti bile..."Iste onun icin tesekkur ediyorum ya!..."

*****************************************************

Tayyip akil hastanesinde konusma yapiyormus. Bir kisi disinda dinleyicilerin tumu alkislamis. Tayyip, alkislamayan kisiye donerek, "Siz nicin alkislamiyorsunuz" diye sormus. Adam yanitlamis: "Ben hastabakiciyim"

*****************************************************

Sehit cenazelerine karsilamak icin Anadolu illerinden birine giden Tayyip top atisiyla selamlanmis. Ikinci atistan sonra yasli bir kadin polise sormus: "Niye ates ediyorlar,evladim?" Polis aciklamis:"Tayyip geldi de..." Vah, vah... ilk atista isabet ettiremediler demek..."

*****************************************************

Bulent ARINC, Fatih CEKIRGE ve Hakan SUKUR dagda kaybolmuslar. Bir turlu yollarini bulamiyorlar. Hava kararmak uzere ve cok siddetli bir tipi var. Tam donacaklar, bir ev gormusler. Hemen kapiyi calmislar, yasli bir adam cikmis,
-Bu gece burada kalabilir miyiz? Yoksa donacagiz"
-Tamam, kalin ama iki kisi evde yatabilir, digeri ahirda yatacak, evde yer yok"
Kabul etmisler ve ahirda kimin yatacagini kararlastirmak icin ahirin onune gelmisler.
Once Hakan SUKUR girmis;10 saniye sonra cikmis "Burada inek var, ben yatamam!"
Sonra Fatih CEKIRGE girmis; 10 saniye sonra cikmis Burada inek var, ben yatamam!"
En son Bulent ARINC girmis; 10 saniye sonra INEK disari cikmis "Burada ARINC var, ben yatamam!

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/6/2007 - DÜŞÜNDÜRÜCÜ

Kategori: yasam

 

 

Üniversite yemekhanesine giren bir öğrenci, tüm yerler dolu olduÄŸundan, gidip dersine giren profesörünün oturduÄŸu masaya oturmuÅŸ.

Profesör kaşlarını çatarak: "Öküzler ve kuşlar aynı masada oturanaz" der.

Ogrenci cevap verir: "O zaman ben uçuyorum..."

Profesör cevaba çok sinirlenmiÅŸ, sınavda öğrenciye takmış ve sınavının baÅŸarısız gecmesi icin elinden geleni yapmis.

Yalnız sınavda öğrenci tüm soruları mükemmel bir şekilde cevaplamış.

Profesör öğrenciye: "Sana son bir soru soracağım" demis.

Yolda yürürken iki torba bulduÄŸunu hayal et, birinde akıl var, diÄŸerinde ise para var, hangi çuvalı alırsın? 

Öğrenci: "Para olan çuvalı seçerdim..."

Profesör: "Ben akıl olan çuvalı seçerdim..."

Öğrenci:"Normal! Kimde ne eksikse onu seçer...

Profesör çok sinirlenmis, öğrencinin not defterini alıp içine "öküz" yazmış öğrenci nota bakmadan odadan çıkmış.

Bir dakika sonra öğrenci kapıyı aralamış: "Sayın profesör, imzanızı atmışsınız, fakat notumu yazmayı unutmuşsunuz."- demiş.

 

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

5/6/2007 - MANKURTLAÅžTIRILAMAYANLARDAN MISINIZ?

Kategori: toplum

MankurtlaÅŸmak Ne Demektir?

Mankurt sözcüğünü Cengiz Aytmatov gündemimize yeniden soktu. Mankurtlaşmak, ulusal kimlikten uzaklaşma, topluma ve kültüre yabancılaşma, zihnin yeniden inşası yoluyla bilinçsizleşme, egemen güçlere ve süper devletlere yaranmayı içeren sosyo-kültürel bir kavramdır.

Zihni yeniden kurgulanarak mankurtlaÅŸtırılan kiÅŸi, düşmanını “efendi” kabul ederek kendi halkına ve deÄŸerlerine karşı savaÅŸan bir köledir. OkumuÅŸlar kolay mankurtlaÅŸtırılabilirken halk aynı kolaylıkla ve kısa zamanda mankurtlaÅŸtırılamaz. Kültür kodları halkı kendi deÄŸerleriyle ayakta tutarken, aydın ya da yöneticiler gerek arayış içinde olmaları, yeni deÄŸerlere kontrolsüz biçimde açık olmaları ve bireysel çıkarlarını toplumsal çıkarların önünde tutmaları onları mankurtlaÅŸtırma sürecine sokar ya da bu süreci hızlandırır.

Aytmatov’un “Gün Olur Asra Bedel” adlı yapıtında[1] anlattığı bir efsane vardır: Mankurt Efsanesi. Juan-Juan adlı barbar bir toplum, tutsak ettiÄŸi kiÅŸileri nitelikli (!) köleler haline getirmek için onların belleklerini silermiÅŸ. Bunu şöyle yaparlarmış: Önce tutsağın başını kazır, saçlarını tek tek kökünden çıkarırlarmış. Bu arada bir deveyi keser derisinin en kalın yeri olan boynundaki deriyi tutsağın kanlar içindeki kazınmış başına sımsıkı sararlarmış. Kuruyup büzülen deri kafayı mengene gibi sıkıp, dayanılmaz acılar verirmiÅŸ. Bir yandan da kazınan saçlar büyüyüp dışarı çıkamayınca başına batarmış. Tutsak başını yerlere vurmasın diye bir kütüğe baÄŸlanır, yürek parçalayan çığlıkları duyulmasın diye elleri ayakları baÄŸlı olarak ıssız bir yerde dört beÅŸ gün aç susuz bırakılırmış. BeÅŸinci günün sonunda tutsakların çoÄŸu ölürmüş. Kalanlar ise belleklerini yitirirmiÅŸ. Tutsak zamanla kendine gelir yiyip içerek gücünü toparlarmış. Ama o artık bir insan deÄŸil, ölünceye kadar geçmiÅŸini hatırlamayan “ankurt” olurmuÅŸ. Bir ankurt kim olduÄŸunu, hangi soydan geldiÄŸini, anasını, babasını ve çocukluÄŸunu bilmezmiÅŸ. İnsan olduÄŸunun bile farkında deÄŸilmiÅŸ. Bilinci, benliÄŸi olmadığı için, efendisine büyük avantaj saÄŸlarmış. AÄŸzı var, dili yok, itaatli bir hayvandan farksız, kaçmayı dahi düşünmeyen, hiçbir tehlike arz etmeyen bir köle. Onun için önemli olan tek ÅŸey efendisinin emirlerini yerine getirmekmiÅŸ.


İşte, toplumumuzda olup bitenleri bu baÄŸlamda deÄŸerlendirmek gerekir. Bugün Türk toplumu mankurtlaÅŸtırılıyor. Ulusal kimliÄŸi, kiÅŸiliÄŸi, onuru dejenere ediliyor, aÅŸağılanıyor. GeçmiÅŸimiz ve kim olduÄŸumuz bize unutturuluyor. Azar azar, alıştıra alıştıra, ÅŸiddeti zamana yayıp yüngülleÅŸtirerek mankurtlaÅŸtırılıyoruz. Uygarlıkların beÅŸiÄŸi olmuÅŸ bu ülkenin insanları mankurtlaÅŸtırılıyor! Topluma “geçmiÅŸi unut, kim olduÄŸunu unut, geleceÄŸi düşünme, anı yaÅŸa” düşüncesi genel geçer yapılarak mankurtlaÅŸtırılıyor. BaÅŸta artık bizim olmaktan çıkmış ulusal (?) kitle iletiÅŸim araçları olmak üzere her türlü araç bu amaçla kullanılıyor. Bir daha kendimizi toparlayamayacak biçimde zihnimiz yeniden inÅŸa ediliyor! Böylece ulusal refleksimiz ve direncimiz kırılıyor. Görünüşe bakıldığında epey yol aldıkları anlaşılıyor.

Nasıl Mankurtlaştırılıyoruz?

*Alkol ve Uyuşturucu Bağımlılığı:

Aile ve sosyal yaşam da bozulmalar olur. Örneğin; alkollüyken şiddet dolu davranışlar, iş kaybı, evlilik sorunları ve boşanmalar gibi.
Bunların hepsi de kişiye olması gerektiği için oldu dedirten normal davranışlar gibi görünür.
Oysa, bağımlılık etkisini göstermiştir.
Onun için bağımlı olduğu madde her şeyin önünde gelir.
Ne Ülke meseleleri ne de aile konusu tüm değerlerini yitirir ve sabit bir noktaya odaklanır.

*Kültürsüzleştirmek, Ödlek Tavşanlar Yetiştirmek:

Geçmişimizde ve bugün de maalesef hala uygulanmaktadır. Evlatlarımızı araştırmacı, meraklı özgüven sahibi bireyler olarak yetiştirmek yerine, her alanda kolaycılığa kaçan, araştırmayan ve hazıra konmayı bekleyen gençler yetiştirilmektedir. Bu şekilde yetişen gençlik ise, bir çok olaya duyarsız kalmakta ve günü kurtarma çabasındır.

*Yabancı Dilde Eğitim:

ABD ve Avrupa Birliği, bu konuda kendi ülkeleri söz konusu olduğunda, hassas davrandıkları halde, konu Türkiye ve Türkçe olunca biliyorlar ki, bir Ulusu yok etmenin en kolay yolu da Dili ve Kültürünü yozlaştırmaktan geçer.
Acı olanı ise bizim sözde Aydın dediğimiz camianın bu oyunlara çanak tutmaları.

*Cinselliğin Yozlaştırılması:

Bunu da medya başta olmak üzere, onun çığırtkanlığını yapan yan kuruluşlar çok iyi başarmaktadırlar.
Özellikle kadın bedenini her alanda kullanarak.. Diğer taraftan, bir çok sapkınlık normal gibi gösterilmekte ve gençlik buna özendirilmektedir. Aile ve Kültür anlayışı gereği, olanlara ayak uyduramayanlara ise geri kafalı denmektedir. Özellikle gençlik televizyonlarda ki pırıltılı ve (sözde) şaşalı hayata özendirilip, her türlü yoldan çıkmalara sebebiyet verilmektedir.

*İdeolojilerin Saptırılması ve İçeriksiz Kavramlar:

Toplum kafasını kullanıp düşünmeye ve tepki vermeye kalktığında, çeşitli konular da provokatörler hızla çalışmaya başlarlar.
Bu topraklar da kurulan Tüm Devletler, Dünya üzerinde belirleyici rol oynadılar.
Osmanlı Devleti de bunların arasındadır.
Bu gün Türkiye'nin süper bir Devlet olmaması için, özellikle Amerika ve Avrupalı dostlarımız (!?) sıkı bir çalışma içindedirler.
Üstelik bir çok konu da yerli işbirlikçilerini maşa olarak kullanarak, her türlü oyunu tezgahlatabilmektedirler.
Saptırılan ideolojilerin başında, Cumhuriyet kavramı gelmektedir.
Millete sanki her şey yolundaymış gibi tezgahlanan oyunlarla, Cumhuriyeti savunur görünüm, kendi ideolojilerini getirmeye çalışırlar.
Bir gün nasıl sol gösterip sağ vuracaklarının hesabını yapan sözde Vatan severler, bana Kurtuluş Savaşı zamanında ki işbirlikçileri hatırlatmaktadırlar.

*Bilimsel Bilgiden Uzaklaştırma:

Bu konuda da, sözde Türkiye'ye destek rolüne soyunmuş dış güçlerin etkisi altındayız. Dikkatler gene başka yöne çekilmektedir. Türkiye'nin kendi başına bir buluşa imza atmasına, bir çok konuda olduğu gibi izin verilmemektedir.
Dış güçler ne derse aynen onlar tatbik edilmektedir.
Bir Ülkenin geleceği eğitimin de yatar.
Ve eğitiminde de kendi kararlarını, kendisi alabilmelidir.

*Dincilik ve Sahte Din Anlayışı:

Din Toplumlar için gereklidir.
Ancak Ülkemizde takip ettiğimiz gibi, Din siyasete karıştırıldığı taktirde, inanırlılığını yitirip dindar değil, dinci kişiler üretmektedir.
Dindar ile Dinci arasında çok büyük farklar vardır.
Dindar, inançlarını kendi yüreğinde saklar ve yaşar, ibadetini öncelikle Allah için yerine getirir.
Dinci ise, her bir lafına Yüce Yaradan'ın adı ile başlar görünüp onun kutsallığını ağzına sakız yaparak Politik ve şahsi çıkar peşindedir.
Gün yoktur ki, ben senden daha Müslüman’ım.. Sen benden daha az Müslümansın tarzından köpükten bahaneler yaratılarak, dikkatler gene bir baÅŸka tarafa çekilir. Ve isteyen istediÄŸi gibi sahnede atını koÅŸturur gene!

*Yapay Gündem:

Evet, yapay gündem hep oluşturulmuştu. Ancak özellikle son yıllarda medyamız çok daha yoğun bir şekilde dış ve iç güçler tarafından yönlendirilmektedir.
Türkiye'nin en önemli konusu dahi gündemde iken, nasıl oluyorsa oluyor ve bir anda Ülke bir başka konuya odaklanıyor.
Sanki resmen bir hafıza silme yöntemi sağlıyorlar.
Dikkatler diğer yöne çekildiğinde de, daha birkaç gün öncesinde başka konulara odaklanmış olan vatandaşın ruhu bile duymadan yapılması gerekenler yapılıyor.

ALINTIDIR...


Sayın Yrd. Doç. Dr. İkram Çınar’ın daha kapsamlı anlattığı MankurtlaÅŸtırma yazısını BU SİTEDE bulabilirsiniz.

http://egitisim.inonu.edu.tr/Mankurtluk.htm

NE KADAR TANIDIK ANLATILANLAR VE YAŞADIKLARIMIZ DEĞİL Mİ?

Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/4/2007 - KADIN TİPLERİ

Kategori: kadin

 

Madem sanal ortamı paylaşıyoruz, o halde hayatın tuzu, biberi, gülü,şekeri, yani her şeyi olan biz kadınları bir de bilgisayar terminolojisiyle tanıyalım...

 

HARD-DISK tipi kadın: Her şeyi hafızasında saklar

RAM tipi kadın: İşiniz bittiÄŸi anda sizi de unutur. 

WINDOWS tipi kadın: Herkes hiçbir ÅŸeyi doÄŸru dürüst yapamadığını bilse de kimse onsuz  yaÅŸayamaz. 

EXCEL tipi kadın: SöylendiÄŸine göre bir çok kabiliyeti olmasına raÄŸmen bir çok kimse  basit ihtiyaçlar için kullanır.

SCREENSAVER tipi kadın: Eğlendirmekten başka hiçbir işe yaramaz.

INTERNET tipi kadın: EriÅŸilmesi zorlu olan tiptir.  

SERVER tipi kadın: İhtiyacınız olduÄŸundan her zaman meÅŸguldür. 

MULTIMEDIA tipi kadın: Korkunç ÅŸeylerin güzel gözükmesini saglar. 

E-MAIL tipi kadın: Her 10 sözünden 8'i anlamsızdır

VIRUS tipi kadın: Bir baÅŸka ismi de "EÅŸ" tir. Hiç beklemediÄŸiniz bir anda gelir kendisini yerleÅŸtirir ve kaynaklarınızı kullanmaya baÅŸlar. Kurtulmaya Ã§alıştığınızda kesin bir ÅŸeyler kaybedersiniz. EÄŸer kurtulmazsanız her  ÅŸeyinizi kaybedersiniz

 

Yorum (3) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

15/4/2007 - AKSİNİ İDDİA EDEBİLİR MİSİNİZ?

Kategori: yasam

 

MATEMATIK YALAN SÖYLEMEZ......
 

  A = 1
  B = 2
  C = 3
  Ç = 4
  D = 5
  E = 6
  F = 7
  G = 8
  Ð = 9
  H = 10
  I = 11
  Ý = 12
  J = 13
  K = 14
  L = 15
  M = 16
  N = 17
  O = 18
  Ö = 19
  P = 20
  R = 21
  S = 22
  Þ = 23
  T = 24
  U = 25
  Ü = 26
  V = 27
  Y = 28
  Z =29
 ------------------------
  Z =29
  E = 6
  K =14
  A = 1
  BAÅžARI = 50%
 ------------------------
  Ç = 4
  A = 1
  L =15
  I =11
  Åž =23
  M =16
  A = 1
  K =14
  BAÅžARI = 75%
 -------------------------
  D = 5
  E = 6
  N =17
  E = 6
  Y =28
  Ý =12
  M =16
  BAÅžARI = 90%
 -------------------------
  Y =28
  A = 1
  L =15
  A = 1
  K =14
  A = 1
  L =15
  I =11
  K =14
  BAÅžARI = 100%
 ------------------------
  T =24
  O =18
  R =21
  P =20
  Ä° =12
  L =15
  BAÅžARI = 110%

Yorum (2) :: Yorum yaz! :: Bağlantı

<- :: Sonraki Sayfa ->

Hakkımda

Bardağın dibinde kalan son yudum çay misali, hoş bir tat bırakmak ümidiyle. Sakın bardağınızı, o yudumu içmeden kaptırmayın. İşte "benim cümlelerim".

Kategoriler

Arkadaşlarım

canemreile